Foklar kalabalık sürüler halinde yaşarlar. Peki, sizce anne fok bu kalabalık sürünün içinde yavrusunu nasıl tanır? Çok kolay. Fok, yavrusunu doğurduktan sonra ona bir tanışma öpücüğü verir. Bu öpücük sayesinde yavrusunun kokusunu tanır ve onu başka yavrularla hiç karıştırmaz.
Bütün hayvanlar gibi foklar da, Rabbimiz tarafından bulundukları ortamın şartlarına göre yaratılmışlardır. Bu da bize Rabbimizin ne kadar merhamet sahibi olduğunu kanıtlar.
SMOKİNLİ PENGUENLER
Kimi zaman sayıları 400 bini bulan bir grubun üyesi olan bu sevimli canlılar, kış geldiğinde deniz kenarından, daha güneye doğru gitme kararı alırlar. Bu ortak karar, Allah'ın yarattığı büyük bir mucizedir. Kış mevsiminin geldiğini anlayıp, aralarında anlaşarak, gidecekleri yeri kararlaştırmaları, ortak bir gün tayin edip, hiçbir itiraz olmadan toplu hareket etmeleri, yalnızca Allah'ın sonsuz gücünün bu sevimli hayvanların üzerindeki hakimiyeti olarak açıklanabilir. Aksi takdirde bu hayvanların anlaşıp yaşamlarına elverişli yerlere topluca göç etmeleri mümkün olmazdı.
Ses ayırımındaki bu hassasiyet yavru penguenler için de geçerlidir. Yavrular da anne-babalarını yalnızca seslerinden tanıyabilirler. Birbirine bu denli benzeyen hayvanlar arasında, böyle bir ayırım olmasaydı, yaşantıları karmakarışık olurdu. Bu ise ancak Allah'ın eşsiz düzeniyle ve onlara verdiği özelliklerle sağlanmaktadır.
Siz [-30] derecede, 65 gün boyunca, hiç yemek yemeden beklediğinizi düşünebiliyor musunuz? Bir insan için bu durumun sonucu ölümdür. Fakat penguenler hiçbir sabırsızlık ve bıkkınlık göstermeden bu fedakarlığı gösterirler, Allah'ın kendilerine ilham ettiği görevi terketmeden sonuna kadar yerine getirirler.
Dahası, soğuktan korunmak amacıyla, kümeler halinde toplanarak birbirine adeta yapışan 400 bin üyeli penguen topluluğu mükemmel bir dayanışma örneği sergiler. Aldıkları bu önlemle sıcaklığın devamlılığını sağlayarak ısı kaybını yarıya düşüren sevimli penguenler, kümenin dışında kalanları da sırayla aralarına alarak onların da ısınmalarını sağlarlar. Penguenler, aralarındaki düzeni bozabilecek en ufak bir itiraz olmadan, nesiller boyu büyük bir uyum içinde yaşamıştır ve aynı düzen içinde yaşamaya devam etmektedirler.
BALIKÇI PAFİNLER
Çoğu insan, pafinleri bir penguen çeşidi sanır. Oysa pafinler farklı tür kuşlardır. Aralarındaki en büyük fark ise penguenlerin aksine pafinlerin uçabilmeleridir. Pafinler Kuzey Kutbunda, penguenler ise Güney Kutbunda yaşarlar. En önemli benzerlikleri her iki hayvanın da soğuk ortamlara kolayca uyum sağlayabilmeleridir.
Pafinlerin yaşantıları çok ilginçtir. Bir pafin ailesinde, anne ve baba pafin genelde hayatları boyunca ayrılmazlar. Her sene bir yavru pafin yetiştirirler.
Çiftleşme dönemine gelindiğinde, bütün yıl boyunca donuk renkte olan gagalarının üstünde parlak çizgiler oluşur. Ancak bu çizgilerin oluşması tesadüfi değildir. Bu çizgiler belli bir amaca hizmet etmektedir ve pafinlere Allah bunları özel olarak vermiştir. Pafinler bu çizgiler sayesinde gagalarını bayrak gibi kullanarak uzak mesafelerden birbirleriyle anlaşırlar.
Rabbimiz için çeşit çeşit kuşlar var etmek, onların özelliklerini yaşadıkları yere göre ayarlamak nasıl çok kolay ise, bu çizgileri yaratıp, yok etmek de o kadar kolaydır.
Pafinleri bu kadar güzel ve sevimli yaratan Allah, onlara başka ilgi çekici özellikler de vermiştir. Şimdi bu özellikleri incelemeye devam edelim:
Yavru pafinler, 6 haftalıkken anne ve babalarını terk edip açık denizlerde tek başlarına uçarlar. Sağlıklı bir pafin 25 sene kadar yaşayabilir.
Pafinler çok derinlere dalabilirler. İnsanların onlar gibi derinlere dalabilmesi için ne kadar çok çalışmaları gerektiğini biliyor musunuz? Öncelikle oksijen tüpü takmaları gerekir. Ayrıca derinlik arttıkça basınç da artacağından her an ölüm tehlikesiyle karşı karşıyadırlar. Bu yüzden dalma işlemi çok büyük ustalık gerektirir. Pafinler, onca derinlikte nefesini tutma ve su yüzüne tekrar çıkmak için gereken tekniği nasıl ve nereden öğrenmiş olabilir? Rabbimiz bir kez daha yaratma sanatındaki yüceliğini ve benzersizliğini bizlere göstermektedir.
İşte size bitmek bilmeyen güzelliklerden bir örnek daha: Ağız yapıları sayesinde birçok küçük balığı aynı anda tutabilen pafinler için bilinen rekor sayı 62 balıktır. Bir defada bu kadar çok balığı ağzında tutabilen annenin tek bir amacı vardır; yavrularını beslemek! Şu halde ağzında bir sürü balık tutan bir pafin görürseniz bilin ki, onun beslediği yavru bir pafini vardýr.
UYKUCU KOALALAR
Koala deyince, aklımıza okaliptüs ağacı denilen ağacın gövdesine kollarını ve bacaklarını dolayarak tutunmuş olan gri tüylü, sevimli bir hayvan gelir. Gerçekten de koalaların bu görüntüleri çok sevimlidir. Bu arada koalalara neden uykucu dediğimizi merak etmişsinizdir. Hemen söyleyelim, koalalar günde 18 saat uyurlar!Koalaların elleri ve ayakları, ömürlerinin çok büyük kısmını okaliptüs ağaçlarının üzerinde geçirmelerine imkan tanıyacak şekilde yaratılmıştır.
Koala, uzun kıvrık kolları, keskin pençeleri ve ağaca sıkıca tutunan ellerinin yardımıyla geniş ağaç gövdelerine hızla tırmanabilir. Bu hayvanların ön ayaklarındaki ilk iki parmakları diğer üç taneden ayrıktır. Kendi elimizi düşünürsek, iki tane baş parmakları olduğu söylenebilir. Arka ayaklardaki baş parmaklar da diğerlerinden ayrıktır ve diğer dört parmak gibi keskin pençelere sahip değildir. Diğer parmaklardan farklı olan bu baş parmaklar küçük dallara kolayca tutunmayı sağlar. Koalalar pençelerini ağaçların yumuşak ve düzgün gövdelerine çengel gibi saplayarak tutunurlar. Dört ayaklarıyla da, tıpkı bizim bir sopayı kavramamız gibi ağaç dallarını rahatlıkla kavrayabilir ve ağaç dallarına sarılarak tırmanabilirler. İşte koalanın ağaçların üstünde yaşamasını kolay kılan yapı budur.
Koalalar, tembel sanılmalarına karşın ağaçlar üzerinde hızla hareket edebilir hatta bir daldan diğerine olmak üzere bir metre uzağa bile sıçrayabilirler. Dişi koala, iki yılda tek bir yavru doğurur ve onu kanguru gibi kesesinde taşır. Yavru ilk aylarda annesinin kesesinden çıkmaz ve daha sonra 1 yaşına kadar annesinin sırtında yaşar. Tabii annesi de okaliptüs ağacının üzerinden başka yerde değildir. Koalaların bu ağacın üzerinde yaşamalarının nedeni, onun yapraklarını yiyerek beslenmeleridir. Zaten, bu nedenledir ki koalalara yalnızca tek bir kıtada, okaliptüs ağacının bolca bulunduğu, Avustralya kıtasında rastlarız.
Öte yandan, koalaların birçok farklı türü vardır. Bu türlerin her biri farklı bir okaliptüs yaprağı ile beslenir. Eğer bir koalayı alıp başka bir yere götürürseniz yanınızda onun yediği okaliptüs yaprağını da götürmeniz gerekir. Yapraklarının lezzetinden başka bu hayvanların okaliptüs ağacından çok az inmelerinin bir nedeni de yerde yürürken çok zorlanmalarıdır.
Zehirli bir bitki ile bir hayvan arasındaki bu uyum bize koalaların ve okaliptüslerin aynı Yaratıcı tarafından yaratıldıklarını gösterir. Yarattığı herşeyi kusursuz yapan bu Yaratıcı hiç kuşkusuz ki tüm alemlerin Rabbi olan Allah'tır.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder